Farklı Bir Gezi Eskişehir

Farklı Bir Gezi Eskişehir

Denizi sevdiğim doğrudur. Ama tabi her zaman da deniz kenarlarında gezilecek diye bir kural yok. Gerçi bazen de deniz olmayan yerde, deniz kenarı hissi yaşayabiliyorsunuz. Bakınız Eskişehir

Aslında çok da tarihsel tanıtımları sevmemekle birlikte Eskişehir’e torpil geçerek kısaca bilgi vermekte yarar var diye düşünüyorum.

Eskişehir’in tarihi, Hititlere, Friglere dayanıyor. Bunu kaç kişi merak eder bilemem, ama bilmek de yarar var. Bugün gelinen noktada Eskişehir iki üniversitesi (metropol kentlerin dışında iki üniversitesi olan tek Anadolu kenti ünvanı var) kültürel ve sanatsal altyapısı, sanayisi ve sosyal yaşamı ile Avrupa kenti olmak üzere diyebiliriz. Her şeyden önce turist şehri demek abartı olmaz.

Değişen ve gelişen yapısıyla genç şehri olmanın yanında çektiği turist sayısı ile de takdiri hak ediyor. Bu kadar bilgi verdikten sonra gezmeye başlayalım isterseniz.
Eskişehir’e yaklaşık iki saatlik mesafede olmamıza karşın, sanırım yakındır nasıl olsa giderim mantığı ile çok uzun süre ertelemiştim. Ankara’ya giderken. Konya’ya giderken sürekli olarak geçtiğimiz yerden ileri gidememişti.

Hayatımızda genel olarak yaptığımız gibi… Bir gün acaba ben neden bu kadar geciktirdim diye düşünürken, günübirlik Eskişehir’e gitme kararı verdim. Günün sonunda da iyi ki dediğim bir karar oldu. Ama tabi istediğim her yeri göremedim. Buralar için ikinci bir seyahat daha planlıyorum. Bursa’dan Eskişehir’e nasıl gidilir? diyenler için, her saat başı terminalden otobüs kalkıyor. Ya da kendi aracınız varsa, yaklaşık iki saat sonra oradasınız. Yollar biraz virajlı. Dikkat etmekte fayda var. Eskişehir planında öncelikle Odunpazarı ve Balmumu müzesini gezmek vardı.

ÖNCELİK SAZOVA PARKI

Benden size tavsiye sabah ilk olarak buralara gitmeyin. Çünkü turla gelenler de ilk olarak buraları gezmek istediği için uzun sıra beklemeniz gerekebilir. O yüzden önceliği Sazova Parkı ya da gondol gezintisine verebilirsiniz. Gondol için de gitmeden randevu almak en iyisi. Dolayısıyla o sırayı beklemek zorunda kalmazsınız. Benden söylemesi. Ben önceliği Sazova yani Bilim, Sanat ve Kültür Parkı’na verdim. Tüm günü burada geçirebilirseniz. Eğer kendi aracınız ile gittiyseniz, aracınızı parkın dışındaki otoparka bırakmanız sizin için daha iyi olacaktır, zira içerideki otopark çok kalabalık oluyor ve hareket kabiliyetiniz azalıyor.

Park Eskişehir-Kütahya yolu üzerinde. Parka kısa bir yürüme sonrasında giriş yapıyorsunuz. Sol tarafta yer alan masal şatosu kısmında sizi Nasrettin Hoca ve kazanı karşılıyor. Masal şatosuna giderken yapay göletin etrafından geçmeniz gerekiyor. Göl gerçekten muhteşem görünüyor. Gölün içinde korsan gemisi var. Arzu ederseniz geminin içine girebiliyorsunuz, ama bunun için cüzi bir ücret ödemeniz gerekiyor. Arzu ederseniz de dışından da gemi ile fotoğraf çekilebilirsiniz. Ben geminin içi kalabalık olduğu için içine girmeyi tercih etmedim.

İÇİNİZDEKİ ÇOCUK YAŞIYORSA

Gemiden devam ettiğinizde sizi masal şatosu karşılıyor. Şato gerçekten de adına yakışır. Sadece çocukların değil, büyüklerinde ilgisini çeken bir mimarisi var. Şatonun içine girmek için de ücret ödemeniz gerekiyor. Ama burada ücretler farklı. Eğer içeride masal dinlemek isterseniz farklı ödeme yapmanız lazım. Ben artık masal yaşımı geçtiğim için, masalsız kısmı tercih ettim. Şatonun içi masal kahramanlarının heykelleri ile dolu. İnsan hangisine bakacağını, hangisi ile fotoğraf çekineceğini şaşırıyor. İçindeki çocuğu hala yaşatabilenler için gerçekten tavsiye ediyorum.

Şatonun üst katına çıkıp manzara fotoğrafları falan derken acıkıyorsunuz. Eskişehir’de ne yenir? Tabii ki çiğ börek. Şatonun hemen yan tarafında sizi bekleyen bir çiğbörekçi var. Bence tadına bakmalısınız. Benden tama yakın not aldı.

Karnımız da doyduğuna göre gezmelere devam edebiliriz. Gölet ile çevrilen kısımdan yeşiller içinden çıktıktan sonra sağ tarafınızda Bilim ve Deney Merkezi, Sabancı Uzay Evi, Eti Sualtı Dünyası,Hayvanat Bahçesi ve Japon parkı sizi bekliyor. Öncelik Eti Sualtı Dünyası. Burada birbirinden güzel balıklar ile karşılaşıyorsunuz. Benim gibi ille de deniz diyenler için görülmesi gereken bir yer. Çıkarken de hediyeliklere bakmanızı öneriyorum. Çünkü alışılmadık ve hepsi birbirinden güzel.

Buradan hayvanat bahçesini gezebilirsiniz. Hava sıcak olduğu için ben tamamını gezmedim. Hemen yan tarafından yeşillikler içinde Japon Parkını ziyaret edip orada serinlikler içinde bankta mola vermeyi tercih ettim. Burada günün büyük bir kısmını tamamladıktan sonra Sakarya Irmağı’nın en uzun kolu olan Porsuk Çayı ve adalar bölgesine doğru yolu çıktım.

Aracınızı biraz geride bırakmanız gerekiyor. Kısa bir yürüyüş sonrasında Porsuk Çayı ve adalar bölgesine ulaştık. Burası gerçekten muhteşem. Çay kenarında cafeler var. Yeşillikler üzerine oturup çaydan geçek gondolları izleyebilir, kitabınızı okuyabilir, arkadaşlarınız ile sohbet edebilirsiniz.

Küçük bir hatırlatma. Gondolların yakınında bulunan Porsuk Otel’in cafesinde oturup, porsuk çayını izlemek isterseniz kesinlikle tavsiye etmiyorum. Hizmet konusunda ve müşteriye davranış konusunda sorun yaşayabilirsiniz.

Eskişehir’de senden şimdilik bu kadar. Bir sonraki seyahat de Odunpazarı ve Balmumu Müzesi ziyareti beni bekler…

canseloruc

Son Yazılar
Bir cevap bırakın