Deniz, mavi ve Cunda

Deniz, mavi ve Cunda

Yine bir deniz, yine bir mavi ve yine bir ada…

Benim için özel olan üç kelime.

Bu kez rotamız Cunda Adası.

Bursa’dan Cunda Adası’na ben kendi aracım ile gitmeyi tercih ettim.  Cunda yani Alibey Adası Bursa’dan yaklaşık 3 saat 38 dakika gibi görünüyor. Toplamda 295 km civarında. Edremit, Akçay üzerinden gidiyorsunuz. Yaz aylarında gidecekseniz, trafik durumunu özellikle hatırlatmak isterim. Özellikle de hafta sonu gidip dönecekseniz Karacabey Bursa arasında trafiğe hazır olun.  Cunda’ya araç ile girebiliyorsunuz. Geçiş karadan. Ayvalık ile Cunda arası 10 dakika sürmüyor. Yani gece kalmak istiyorsanız illa ki adada kalmak zorunda değilsiniz. Hele de aracınız ile gittiyseniz Ayvalık’ta kalıp, gününüzü Cunda’da geçirebilirsiniz.  Cunda’nın girişinde aracınızı otoparka bırakıp adayı yürüyerek gezmenizi tavsiye ederim. Hem ada yürüyerek gezilebilecek kadar küçük. Hem de tadına vararak gezmek size daha büyük keyif verecek. Ben birbirinden güzel evlerin arasında gezerken bol bol da fotoğraf çektim ve çektirdim. Siz de benim gibi fotoğrafı seviyorsanız yürüyüş yapmak tamamen size göre…

Ayvalık çevresinde yer alan 22 adadan yerleşimin olduğu tek yer olan Cunda Türkiye’nin en büyük 4. adası.

Öncelikle son anda fark ettiğim için fotoğrafını çekememiş olsam da Ada’ya geçiş 1964 yılında inşa edilen Türkiye’nin ilk boğaz köprüsü…

Peki Ada’da nereleri gezmeli?

Ada merkezine giriş yaptığınızda sağ tarafta yer alan otoparka aracınızı bırakabilirsiniz. Sonrasında ise adanın keyfini çıkartın. Aracınızı bıraktınız ve sahile doğru giderken, tam köşede girişini nazar boncukları ile süslemiş bir balıkçı var. Siz de göreceksiniz burası genelde fotoğraf çekilmek için kullanılıyor. Tabi benim için özel olan nazar boncuğunu görür de fotoğraf çekilmez miyim?

Bu arada atmadan söylemek isterim.  Balıkçıya gelmeden yan yana yer alan satıcıların hemen önünde Kızılderili heykelciği göreceksiniz iki adet. Fotoğraf çekilmek isteyeceksiniz diye düşünüyorum. Bunların özelliği fotoğraf çekildikten sonra hemen yanında yer alan kutuya 1 TL bırakıyorsunuz. Bıraktığınız paralar ile sokak hayvanlarına yemek alınıyor.

DİBEK KAHVESİ İÇİN

Buradan doğru sahile. Mis gibi deniz kokusu. Sahile araç girmiyor. Boydan boya sahilde gezerken yan yana yemek yemek için ve oturmak için yerler sıralanıyor. Taş Kahve mola vereceğiniz yerlerden birisi. Kalabalıksa eğer mimarisini tam olarak göremeyebilirsiniz, ama tam olarak adına yakışır taş kahve.

Burada dibek kahvesi içmenizi tavsiye ederim. Hatta şansınız varsa, içeride dibek kahvesini döven birini de görebilirsiniz.

Kahvenizi içtiyseniz hemen arka sokakta yürürken köşede Karadeniz Pastanesi’ne mutlaka uğrayın. Rengarenk şemsiyeler ile özel dizayn edilmiş Pastane’de fotoğraf çekilmeye doyamayacaksınız. Aynı zamanda buraya özel Lorlu Kurabiyenin tadına bakmanızda fayda var.

Burada da dinlendikten sonra biraz evlerin arasından Aşıklar Tepesi’ne doğru yürüyüşe başlayabiliriz. Birbirinden güzel evlerin arasında yukarıya doğru yavaş yavaş yürüyoruz. Ama hava çok sıcak oluyor yanınıza bir şişe su almanızda fayda var.

Aşıklar Tepesi’ne çıkmadan karşınıza Taksiyarhis Kilisesi çıkacak. Kilise bugün Rahmi M. Koç Müzesi olarak hizmet veriyor. İçini ziyaret etmek için cüzi bir ücret ödeminiz gerekiyor.

DENİZE YUKARIDAN BAKIN

Buradan tepeye çıkmaya devam ediyoruz ve karşımıza bir değirmen ve içinde kafe olan Aşıklar Tepesi çıkıyor.  Burası Cunda adasını tepeden göreceğiniz bir yer. Denizi tepeden görmenin keyfine varacaksınız.

Burada denize karşı güzel bir limonata içmenizi tavsiye ederim. Buradan yine birbirinden şahane evlerin içinden merkeze doğru iniyoruz.  Cilveli Bar’ın duvarı da fotoğraf çekilmek isteyenlerin sıraya girdiği bir yer.

Peki burada ne yenir?

Balık severler için tabi ki deniz kenarı ve balık mahsulleri tercihiniz arasında olmalı. Cunda’nın meşhur balığı Papalina’nın tadına bakmanızı öneririm. Balık yemiyorsanız lokma yiyebilirsiniz. Denize girmeyecekseniz yavaş yavaş ayrılma vakti geldi.

ŞEYTAN SOFRASINA UĞRAMADAN OLMAZ

Ayvalık’a kadar gitmişken dönüşte Şeytan Sofrası’na da uğramanızı tavsiye ederim. Burası Türkiye’nin en güzel günbatımlarından birisini seyredebileceğiniz bir yer.

Tepeden Ayvalık Adaları ve Midilli’yi görebilirsiniz.  Burası aslında eski bir lav birikintisi. Tepe yuvarlak olduğu için sofrayı andırıyor. Burada ayak izi şeklinde bir çukur var. Bunun şeytanın ayak izi olduğuna inanılır.

Mitolojiye göre Zeus’un süt annesi İda, Zeus’a zarar vereceği gerekçesiyle Şeytanı kovar. Üç  ayaklı olduğuna inanılan şeytanın bir ayağı İda dağı eteklerinde, bir ayağı Midilli adasında, bir ayağı da Şeytan sofrasında.

Diğer ayak izlerini de ayrıca görmek isterseniz gezmeniz gerekecek.  Ve her güzel şeyin sonu olduğu gibi biz de cebimizde yeni güzel hatıralarımız ile Bursa’ya doğru yola çıkıyoruz.

Yeni gezilerde görüşmek dileğiyle…

canseloruc

Son Yazılar
Bir cevap bırakın